"SUFİ KIRAN" ÇALDIRAN SAVAŞI VE ÇALDIRAN SONRASI SAFEVİ-KIZILBAŞ YÖNETİMİNİN ÇÖKÜŞ EVRESİ
İsmail Kaygusuz
1. Şah İsmail Hatayi'nin bir Şiirinde Çaldıran Savaşı
Alay alay geldiler
Koşan koşan durdular
İkinci gelen bir top
Atıldı ana saldılar
Dr. Ismail Kaygusuz
Insan yaşarken kendisini okumayı bilmelidir.
İsmail Kaygusuz
1. Şah İsmail Hatayi'nin bir Şiirinde Çaldıran Savaşı
Alay alay geldiler
Koşan koşan durdular
İkinci gelen bir top
Atıldı ana saldılar
İsmail Kaygusuz
Şemseddin Tebrizi (1183/4-1247/8) bir batıni İsmailidir. Ancak sıradan bir İsmaili değil; Şems(Güneş), Şems-i Tebriz (Tebriz'in Güneşi), Şemseddin Tebrizi (Tebrizli din güneşi), Şemseddin Muhammed, Şemseddin bin Hasan-i İhtiyar, Pir Şemseddin el-Tabriz vb. farklı isimler taşıyan, Henry Corbin’in de vurguladığı gibi Alamut İsmaili İmamlarının soyundan bir Huccet (İmamın tanığı, vekili) makamında bulunan bir sufi, mutasavvıf düşünür ve bir dava adamıdır. Aynı zamanda onu, yaşamının değişik devrelerinde yönetici, siyaset adamı, askeri komutan ve bir diplomat olarak görmekteyiz.
Kaygusuz'un TÜYAP'ta yaptığı yeni kitabını tanıtım konuşması:
MAKÂLÂT-I HACI BEKTAŞ VELİ*
İsmail Kaygusuz
1) Makâlât'ın Yazılış Üzerine
İsmail Kaygusuz
I
Hacı Bektaş Veli’yi Anlamak İçin Doğru Tanımak Gerek
Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin (Ö.1270-3) yaşamı boyunca toplum için yaptığı onca güzel işler; kendisi egemen Sünni yönetimlerin inancına aykırı düştüğünden, ancak birer keramet yumağı olarak günümüze taşınabilmiştir. Halk bilinci onu gönüllerine, iç dünyalarına sultan yapmış; yürüdüğü dağı taşı, dokunduğu toprağı ağacı ve oturuşunu kalkışını, elverişini, gözaçıp kapatışını kutsamış ve olağanüstü ögelerle bezemiş. Ağızdan ağıza geçen geleneksel sözlü aktarımlar içinde, gerçekle gerçekdışılık biribirine karışmış. Onları halkın ağzından ilk toplayıp yazan ve çoğaltanlar, hem yönetime yaranmak için günün siyasetine uydurmuş, hem de hayallerini katıp gerçeküstülükleri artırarak halka geri getirmişlerdir. 15.yüzyıılın sonlarında (1481-1500) ilk kez Uzun Firdevsi (İlyas ibn Hızır al-mutahallas bi-l-Firdevsi) tarafından yazıya geçirilmiş olan şiirsel ve düzyazı biçiminde günümüze ulaşan Hacı Bektaş Vilayetnamesi bu özellikleri taşır. Kendisinin yazdığı ya da yazdırdığı yapıtlardan ise sadece tam olarak Sadeddin Molla'nın türkçeleştirdiği Makalat elimizde bulunmaktadır.
ZULME KARŞI BÜYÜK DİRENİŞİN SİMGESİ KERBELA OLAYI, ÖNCESİ VE SONRASI
İsmail Kaygusuz
Kısa Bir Giriş
Sünni İslam dışında ve kendilerini Caferi diye adlandıran Şiiler ile Alevi-Bektaşiler İmam Hüseyin ve Kerbela şehitleri için yas ayı kabul ettikleri Muharrem ayında on ya da oniki gün oruç tutarlar. Her yıl Kurban bayramının ilk gününden itibarın, üçüncü haftanın son günü başlatılan İslamın bu kesimleri için Muharrem orucu, aynı zamanda Tanrıya ibadet
İmam Ali ve Ghadir Khum Günü:
Muhammed Peygamber’in Ali’yi Ardıl Ataması
İsmail Kaygusuz
Bu yazımızda Veda Haccı, Ghadir Khum ve Halife seçimi hakkında başlangıçta geçtiğimiz genel bilgiyi ikinci bölümde biraz daha açıp, çeşitli yapıtlar aracılığıyla günümüze gelen Peygamber’in verdiği hutbe konuşmasından bazı bölümleri ve Ali hakkında söylediklerini verdik. Şii, Sünni ve İsmaili’lere ait çeşitli Web sitelerinden derleyip türkçeleştirdiğimiz bu önemli tarihsel bilgilerin eski (özellikle Sünni) kaynaklarının listelerini de aşağıda sunmuş bulunuyoruz. Günümüz Sünni tarihçi ve din bilginlerinin bu tarihsel olaya olumlu bakmadıkları ve ardıl olayını yadsıdıkları düşünülürse, neden özellikle Sünni kaynakları referans olarak verildiği anlaşılır. Ayrıca yazıya üçüncü bölüm olarak Nasiruddin Tusi’nin (1201-1274) bir yapıtında rastladığımız Ghadir Khum gününün batıni yorumunu da eklemiş bulunuyoruz.
İsmail Kaygusuz
Vilayetname’de Kırşehir ( ikda) Emiri Nureddin Caca ile Hünkâr arasında geçen keramet olayları göstermektedir ki, Moğol yandaşı yönetim, Hacı Bektaş Veli’nin Sulucakarahöyük’e yerleşmesini ve orada yaşamasını istemiyordu. Eski Babai önderleri, Baba Resul ardıllarının yavaş yavaş onun çevresinde toplandıkları, haberleştikleri ve ilişkilerinin sıklaştığının farkına varılmıştı.
Kitapta Nureddin Caca’yla Hünkâr’ı karşı karşıya getirerek, Caca’nın başına kerametle işler açtırılan bu bölüm içinde ilginç bilgiler saklıdır. Saru, Hacı Bektaş aleyhinde çok uğraşmış. Ama her seferinde, keramet gösterileriyle (!) yenilgiye uğramış ve kendine yandaş bulamamıştır. Gerçekte, Vilayetname yazarı ya da ‘menakıb’ toplayıcısının dediği gibi, başlangıçta hemen Nureddin Caca’ya gitmediği anlaşılıyor.
“Saru…Kırşehri’ne doğru yola çıktı. Nureddin Hoca’ya vardı. ‘Sultanım’ dedi, ‘kardeşimin evine bir derviş geldi, garip halli bir kimse. Kalkıp bir yere gitmez. Bir adam gönderin de bu dervişi ordan yollasın.’ Bunun üzerine Nureddin Hoca, bir naip gönderdi…”[1]