77. Kuruluş Yıldönümünde Köy Enstitüleri ve Akçadağ İlköğretmen Okulu Yıllarımdan Anılar
İsmail Kaygusuz (Dr., İ.Ü. Ed. Fak. Öğretim Görevlisi Emeklisi, Araştırmacı-Yazar)
Köy Ensititülerinin Kuruluşu, Amaçları ve Uygulamalar
Köy Enstitüleri, Cumhuriyetin aydınlanma evresinin önemli bir parçası ve Türkiye’de nüfusun %80’inin yaşadığı köylük alana, yani geniş kırsal kesimlere en büyük hediyesiydi.
Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Güler Yalçın’ın (www.koyenstituleriegitim.org) dikkat çektiği üzere Mustafa Kemal Atatürk’ün,
“Çocuklarımıza o şekilde bir eğitim vermeliyiz ki ticaret, tarım ve sanat dünyasında ve bunların çalışma alanlarında yararlı olsunlar, etkili olsunlar, çalışkan olsunlar, yaratıcı birer organ olsunlar. Bu nedenle eğitim programımızda, gerek ilk tahsilde, gerek orta öğretimde; verilecek bütün bilgiler, bu görüşe uygun olmalıdır...”
“Erkek ve kız çocuklarımızın eşit olarak, bütün öğretim basamaklarındaki eğitim ve öğretimlerinin iş ilkesine dayanması önemlidir. Yurt çocukları, her öğretim basamağında ekonomik alanda yapıcı, etkili ve başarılı olarak yetiştirilmelidir” sözleri
Birlik olmanın çözüm yolu, Anadolu Aleviliğinin ve Alevilerin serçeşmesi, yani inanç ve bilim/bilgi baş pınarımız Hacı Bektaş Veli Dergâhından geçer. Boşalan kaplarımızı bu pınardan doldurmak ve dağılıp savrulmuş kafalarımızı-zihinlerimizi bu kaynaktan beslemek zorundayız. Serçeşme, "bilim evrendeki bütün değerlerin üzerindedir. Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Her şeyden büyük olan bilim ve hilim, yani yumuşak davranış-hoşgörüdür, çünkü Hakk'a bilimle yol bulunur-ulaşılır, Halk'a yumuşaklıkla-hoşgörüyle. Yolumuz bilim, irfan, sevgi üzerinde kuruludur. Bir olalım, iri olalım, diri olalım" diyerek 13.yüzyıl Anadolu'sunda Alevi halk topluluklarını birleştirip ilk inançsal birliği sağlayan ulu Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin Ulu Dergâhıdır. Cemimiz ve gönlümüz orada birlenir, Cem bülbülleri zakirler ve telli Kurân'ımız orada dillenirdi.
Şeyh Hasan Onar’ın, Anadolu’da ilk Fütüvvet (Ahi) örgütlenmesinin kurucuları arasında bulunduğu Prof. Dr. Mikail Bayram tarafından ortaya çıkarıldı. Profesör Bayram, kitabında şu bilgiyi vermektedir:
Din ve dinsel inançlar ilk ortaya çıktıklarında, içinden çıktığı toplumun dinine, inançlarına ve sosyo/politik düzenine karşı tümüyle aykırı ve devrimci niteliktedir.